Cumartesi, Nisan 14, 2007

Üşengeç Blogcunun Ünlü Olma Rehberi (Bölüm 3) #

Önceki iletide güncel yaşantının ne denli karmaşıklaştığından ve hızlandığından bahsettik. Bu hız, beraberinde kaliteden ödün vermeyi de getiriyor.

Düşünün:
  • "Ne alırsan bir milyona" mağazasından aldığınız bir tornavida'nın ömrü ne kadardır?

  • Eminim siz de severek aldığınız teknoloji harikası cep telefonunuzu 6-7 ayda bir zorunlu olarak servisine götürenlerden, ya da iflah olmadığı için değiştirenlerdensiniz.

  • ... örnekler arttırılabilir.
Bu madalyonun bir yüzü.

Diğer yüzü ise; her şeyden fazlasıyla bulunan günümüz dünyasında daha iyi ve daha ucuza pek çok şey bulabileceğimiz gerçeği.
  • Geçmişe göre çok daha çeşitli yiyeceklere erişebiliyoruz.
  • Geçmişe göre çok daha fazla bedava ya da inanılmayacak kadar ucuz hizmet elimizin altında.
Adını siz koyun. Her şey geçmiştekinden;
  • ya çok daha iyi,

  • ya da çok daha ucuz.

  • ve her şeyden ortalıkta bol bol var.

Yani görülenin aksine kaliteden ödün verme değil, toplamda bir kalite artışı var.

Bu her yerde böyle:
  • Tercih ettiğiniz bankadan,
  • giydiğiniz ayakkabıya kadar her geçen sene daha kaliteli ürün ve hizmetlerle iç içesiniz.

Bilin bakalım blogosferde durum nasıl?

Evet, bloglar için de durum aynı. Her geçen gün daha çok sayıda ve daha kaliteli bloglar sahnede yerini alıyor.

Eğer sıkı bir blog takipçisiyseniz eminim son birkaç saat önce okuduğunuz bloglardan edindiğiniz bilginin bir kısmını, bundan beş sene önce en sevdiğiniz kitapçının altını üstüne getirseniz, üzerine yığınla para bile verseniz bulamazdınız. Çünkü ortalıkta böyle bir bilgi yoktu. (Eğer sıkı bir blog takipçisi değilseniz, hemen blog takip etmeye başlayın, blogosferi tanımanın en iyi yolu mümkün olduğunca fazla ve farklı blogu takip etmektir.)

...

Bloglardaki bu kalite artışı ise önemli başka bir sonucu beraberinde getiriyor: Blog okuyucuları her geçen gün daha da seçici olmaya başlıyorlar.

Kalilteli içeriğin ve içerik fazlalığının, gürültü ve kargaşanın giderek arttığı bir blogosferde blog okuyucuları okudukları konusunda düne göre çok daha titizler.

Ve bu titiz seçimlerini sanılanın aksine yoğun, analitik bir süreç sonucunda yapmıyorlar.Aradıkları tek bir şey var: ilişki kurabilmek.

Yani blogunuzun okuyucu kitlesinin sizi seçme nedeni o kadar da karmaşık değil:
  • Kaliteli bir içeriğiniz varsa,

  • ve bu içeriği ilgi çekici bir şekilde sunuyorsanız,

  • ve blog takipçileriniz sizinle ortak bir noktaları olduğuna inanıyorsa,

  • ve blog takipçileriniz sizi kendilerine yakın hissediyorlarsa
blogunuzun takipçi sayısı her geçen gün artacaktır. Hepsi bu.

Bu yakınlığı nasıl sağlayacağınız ise, tamamen size kalmış ;)

... Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Etiketler: , , , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 





Geçmiş iletiler

RSS

RSS register icon

Çeşitli

Sponsor

Profil Bilgilerim

Diğer Bloglar

Eserlerim

Wikilerim

Önerdiğim Bağlantılar

Önerdiğim Tarayıcı

Sponsor

Dikkatimi Çekenler

blogger icon