Üşengeç Blogcunun Ünlü Olma Rehberi (Bölüm 2)
Önceki bölüme bloglarınızın yoğun bir takipçi kitlesi olabileceğine; güzel ve egonuzu okşayıcı yorumlar alabileceğinize örneklerle başlamıştım.

Fakat her zaman böyle olmayabilir, ve topluluğa değer katmak amacında bir blog yazarı olarak derinizin birazcık kalın olması gerekir. Öyle ki, bazen kişiliğinize doğrudan saldırıya varan eleştirilerle karşı karşıya kalabilirsiniz (ilk yoruma dikkat edin). Hatta (şaka yapmıyorum) ölüm tehdidi alan blogcular bile var.
Tartışmaya değer katmadan kışkırtıcı ve boş konuşan bu kimselere "Troll" adı verilir.
Amaçları sizin de onlara karşı Troll gibi saldırmanızı sağlamak ve kendilerince eğlenceli bir kavga ortamı yaratarak egolarını tatmin etmektir.
FRP severler bilir, troll'ler çirkin yaratıklar olup önlerine gelen düşünmeksizin saldırırlar, tek amaçları "zarar vermek"tir.
(resmin orijinal kaynağı http://www.howardlyon.com/)
Böyle kimselerle karşılaştığınızda yapmanız gereken tek bir davranış var: Teşekkür edin.
Rehberimizde trollere bu kadar yer ayırmak yeterli. Blog yaşantınızda bu yaratıklara bol bol rastlayacaksınız. Şimdiden hazırlıklı olun.
Trolleri bırakalım bir kenarı ve dünya blogosferine dönelim:
Şu an, sırf Technorati'ye kayıtlı 71 Milyon blog var. Ve her gün ortalama 100 bin yeni blog katılıyor blogosfere! Ürkütücü bir rakam.
Yaşadığımız blogosferdeki gürültü kirliliği üssel olarak artıyor. Fakat biz bunun farkına varamıyoruz çünkü azar azar oluyor. Aslında hayatın genelinde de böyle.
İşin gerçeği, hemen hemen hiç kimse sizi önemsemiyor. Hatta insanların çoğu varlığınızın bile farkında değil.
Gelmek istediğim nokta şu:
Tabii ki insanların blogunuzu görmesini, sık sık ziyaret etmesini istiyorsunuz. Bununla birlikte, milyonlarca insan da sizinle aynı şeyi istiyor. Örneğin şu an sadece linkibol bünyesinde kayıtlı 250 adet (ve artan) Türkçe blog var, ve her yeni gün ortalama 10 blog ekleniyor.
Güncel hayatta insanların dikkatini dağıtan çok fazla etmen var. Ve bu kargaşada insanların size ayıracakları çok az zamanları var (bazen "keşke günler 48 saat olsa" dediğiniz olmuyor mu?).
Kalabalığın arasında dünyanın geri kalanına sesinizi duyurmak için:
.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!

Fakat her zaman böyle olmayabilir, ve topluluğa değer katmak amacında bir blog yazarı olarak derinizin birazcık kalın olması gerekir. Öyle ki, bazen kişiliğinize doğrudan saldırıya varan eleştirilerle karşı karşıya kalabilirsiniz (ilk yoruma dikkat edin). Hatta (şaka yapmıyorum) ölüm tehdidi alan blogcular bile var.
Tartışmaya değer katmadan kışkırtıcı ve boş konuşan bu kimselere "Troll" adı verilir.
Amaçları sizin de onlara karşı Troll gibi saldırmanızı sağlamak ve kendilerince eğlenceli bir kavga ortamı yaratarak egolarını tatmin etmektir.
FRP severler bilir, troll'ler çirkin yaratıklar olup önlerine gelen düşünmeksizin saldırırlar, tek amaçları "zarar vermek"tir.
(resmin orijinal kaynağı http://www.howardlyon.com/)
Böyle kimselerle karşılaştığınızda yapmanız gereken tek bir davranış var: Teşekkür edin.
Rehberimizde trollere bu kadar yer ayırmak yeterli. Blog yaşantınızda bu yaratıklara bol bol rastlayacaksınız. Şimdiden hazırlıklı olun.
Trolleri bırakalım bir kenarı ve dünya blogosferine dönelim:
Şu an, sırf Technorati'ye kayıtlı 71 Milyon blog var. Ve her gün ortalama 100 bin yeni blog katılıyor blogosfere! Ürkütücü bir rakam.
Yaşadığımız blogosferdeki gürültü kirliliği üssel olarak artıyor. Fakat biz bunun farkına varamıyoruz çünkü azar azar oluyor. Aslında hayatın genelinde de böyle.
- En basiti, 5 sene önce kaç cep telefonu çeşidi vardı, şu an kaç tane?
- Ya da, Sadece istanbul'da şu an kaç yüz FM radyo istasyonu var sizce?
- bundan 15 sene önce bilgisayarda tek eğlencem Commodore 64'üme en sevdiğim oyun kasedini takmak iken (evet o günlerde bilgisayarlar kasetle çalışıyordu; bildiğiniz teyp kaseti!), şu an sanal kişiliğimizle gerçek kişiliğimizi birbirinden ayıramaz olduk.
- Bir işe başvuruyorsunuz, sizinle beraber bin kişi daha başvuruyor.
- Borsa'da bir hisse senedinin değerindeki ufak bir artış, saniyeler içinde binlerce insanın dikkatini çekebiliyor.
- (bayanlar bilir) Mango'da indirim günleri orman kanunları geçerli oluyor.
İşin gerçeği, hemen hemen hiç kimse sizi önemsemiyor. Hatta insanların çoğu varlığınızın bile farkında değil.
Gelmek istediğim nokta şu:
Tabii ki insanların blogunuzu görmesini, sık sık ziyaret etmesini istiyorsunuz. Bununla birlikte, milyonlarca insan da sizinle aynı şeyi istiyor. Örneğin şu an sadece linkibol bünyesinde kayıtlı 250 adet (ve artan) Türkçe blog var, ve her yeni gün ortalama 10 blog ekleniyor.
Güncel hayatta insanların dikkatini dağıtan çok fazla etmen var. Ve bu kargaşada insanların size ayıracakları çok az zamanları var (bazen "keşke günler 48 saat olsa" dediğiniz olmuyor mu?).
Kalabalığın arasında dünyanın geri kalanına sesinizi duyurmak için:
- Farklı olun. Blogunuza ait bir tarzınız olsun; blogunuza kimlik kazandırın.
- Sonucunu düşünmeksizin değer üretin (birileri elbet size teşekkür edecektir. Kim bilir, eğer beğenirlerse belki blogunuzun RSS beslemesine bile kaydolurlar ;) )
- Zamandan bağımsız yazılar yazın (bundan 10 sene sonra da okuyunca, okuyucuya aynı zevki versin, aynı değeri katsın),
- Bağlantıların ve ilişkilerin gücünü azımsamayın: Siz başkalarının bloglarını okumazsanız; başkalarının bloglarına değer katan yorumlarınızla katkıda bulunmazsanız, onlar niye sizin blogunuzu okusunlar ki?
- (ikinci kez tekrarda yarar var) Mümkün olduğunca diğer bloglar ile bağlantı halinde olmalısınız. Eğer halen üye olmadıysanız Türk blog yazarları arasına katılmakla başlayabilirsiniz işe.
- (üçüncü bir tekrar) Unutmayın blog okuyucularının çoğu aynı zamanda blog yazarıdır. İlgi alanınızdaki diğer bloglarla bağlantı kurarsanız, hem ilgilendiğiniz konulara farklı bakış açıları yakalarsınız; hem de potansiyel okuyucu kitlenizle birebir ilişki içinde olursunuz.
.
Etiketler: başlangıç, ilham, kişiselpazarlama, rehber, strateji, yazı dizisi
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Perşembe, Nisan 05, 2007



0 Yorum
Yorum Gönder
<< Ana Sayfa