Çarşamba, Kasım 29, 2006

Blog Yazılarınızı Daha Çok Kişinin Okuması İçin Bir Yöntem #

Blogunuz ne kadar kaliteli olursa olsun; içeriğinizi düzgün biçimlendirememişseniz ve (aslında önemsiz gibi görünen) belli başlı anahtar noktalara dikkat etmemişseniz blogunuzu okuyan kişilerin sayısının gittikçe azaldığını farkedeceksiniz.

Peki iyi bir blog yazısında neler olmalı?

Açıklayıcı ve Anlamlı Başlıklar

Başlık okuyucunun zihninde oluşan ilk izlenimdir. Başlığı okur okumaz blog yazısının içeriğini aşağı yukarı ne olduğunu tahmin edebilmelidir.

Ters Piramid Şeklinde Yazın

Yani öncelikle ele alacağınız çekirdek fikri ana hatlarıyla anlatın; daha sonra detayları belirleyin.
Blog yazınızın ilk üç dört cümlesi, okuyucuların okumaya devam edip etmeme kararını aldıkları önemli bir sınırdır.

Linklerin Düzgün Kullanımı

Genellikle blog yazınızda kullanacağınız ilk link kullanıcıların en çok tıklayacğaı linktir. O nedenle bu link yazdığınız yazının ana linki olmalıdır. Başka bir nokta ise yazıda çok fazla link kullanımı okuyucunun dikkatini dağıtır.

Tabii ki yazınızdaki link sayısı, kullanım amacınıza göre değişebilir:
  • Eğer okuyucunun blogunuzu genel olarak tanımasını istiyorsanız yazınızda bol bol önceki iletilere link vererek okuyucunun genel bir fikir edinmesini sağlayabilirsiniz.

  • Tersine, eğer okuyucunun yazdığınız konuyu çok iyi kavramasını istiyorsanız, birkaç önemli anahtar noktal dışında link vermeniz doğru olmaz.

Yazı Uzunsa Arada Toparlayın

Ana fikirden tekrar bahsedin, okuyucunuz yazının ortasına doğru nerede olduğunu unutabilir; dağılabilir.

Yazınıza Akışkanlık Kazandırın
  • listeler,
  • resimler,
  • başlıklar, alt başlıklar,
  • yan notlar,
  • alıntılar,
  • simgeler,
  • renkler,
  • kalın ve yana yatık yazılar...
gibi pek çok öge ile yazınıza görsel bir akış, görsel bir ritm verebilirsiniz.

Gerek içerik olarak, gerekse görsel olarak yazınız monotonluktan ne kadar uzak olursa o kadar çok kişinin ilgisini çeker.

Tabii her şeyin fazlası zarar. Yazıya görsel bir akış kazandırmak ile blog iletinizi Rio Karnavalı'na çevirmek demek değil kesinlikle.

Genel kural: Ancak ve ancak Yaptığınız görsel eklenti/değişiklik bir mesaj iletiyor, yazıya farklı bir anlam katıyorsa ekleyin.

Güncellemeleri ve Değişiklikleri Belirtin

Diyelim bir ay sonra blog iletinizi değiştirdiniz. Neleri değiştirdiğinizi kısaca belirtin.
(ve de okuyucularınız blog iletinizde yanlış bir şeyler yakaladıysa derhal iletinizi güncelleyin).

Yayınlamadan önce tekrar, tekrar, tekrar... okuyun

Blog iletinizin imlası ne kadar düzgünse, kelimeleri ne kadar yerinde kullanmışsanız, dili ne kadar sürükleyiciyse; blogunuza da o kadar çok okuyucu gelecek demektir.

Özellikle önemsemediğinizden ya da fark etmediğinizden yaptığınız yazım hataları okuyucunun blogunuz üzerindeki ilk izlenimini ciddi anlamda etkiler. Blog yazarı iseniz, aynı zamanda "yazar"sınız demektir. Ve bir yazar en azından "de"leri, "ki"leri, "mi"leri ne zaman ayrı ne zaman bitişik yazacağını bilir; mümkün olduğunca öz Türkçe kelimeler kullanır; dili berrak ve akıcıdır. Öyledir, öyledir.

BONUS: linkibol blog araçları yardımıyla bloguna daha fazla okuyucu çekebilirsin ;)

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Cumartesi, Kasım 25, 2006

Artık bloglarınızı sıralamaktan daha fazlasını yapabilirsiniz. #

linkibol.com halka açık beta test sürüşüne açıldığı için artık gönül rahatlığıyla cember.net blog network bloglarının puanlama sayfalarını linkibol'a yönlendirebiliyorum.

Diğer ayrıntılar:

linkibol'da "cnbn" etiketi ile etiketlenmiş tüm linkler cember.net blog network'e ait blogların linkidir. Dilerseniz hemen linkibolcu olup, blogunuzu kendi linkibol'unuza ekleyerek
  • blogunuz hakkında düşünce ve yorumlarınızı dünyanın geri kalanı ile paylaşabilir;

  • blogunuza oy vererek sıralamada daha üstte görüntülenmesini sağlayabilir ve

  • diğer cember.net blog network blogları hakkında yorum yapabilir, oy verebilirsiniz.
Tabii ki linkibol'daki birbirinden kaliteli binlerce (ve artan) linke erişeceğinizi; ve linkibol deneyimini ilk yaşayacaklardan biri olma ayrıcalığını yaşayacağınızı da belirtmek isterim.

linkiniz bol olsun!

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Salı, Kasım 21, 2006

Neyi Seçsem, Neyi Seçsem? #

Cember.net blogcularından Harun'un sorusu:
Şu an blogspot kullanıyorum(harunpeksen.bogspot.com) ama wordpress bana daha esnek gibi geldi. Kategori yaratma ve istatistik rapor verme özelliklerini blogspotun tasarımda daha esnek olmasına tercih edebilirim sanki.
Bloğum daha yeni olduğu için yol yakınken taşımayı düşünüyorum...
oldukça geçerli bir soru.

Benzer başka sorular da aklınıza takılıyor olabilir:
  • Hangi Blog platformunu kullanmalıyım?

  • Barındırılan ([blog ismi].blogspot.com, [blog ismi].blogcu.com gibi) bir çözüm mü olmalı, yoksa kendi alan adımı mı kullanmalıyım (volkanozcelik.com/donkisot/ ... gibi)
  • Typead mi, Wordpress mi?

  • Barındırılan bir blog hizmeti ile başlayıp, sonra mı karar versem?

"şu platformu" kullanın diye net bir öneride bulunamayacağım. Çünkü, ileride göreceğimiz gibi, platform seçiminiz
  • blogunuzu hangi amaçla kullanmak istemenizden;

  • teknik bilginize;

  • bu işe ne kadar bütçe ayırdığınıza ve

  • ne kadar sabırlı birisi olduğunuza...
kadar pek çok değişkene bağlı.

Sadece yeni blog yazarlarının blog yazılımı / blog platformu seçerken nelere dikkat etmeleri gerektiğinin üzerinden geçmeye çalışacağım.

Peki Hangi Blog Platformu?

Ortalıkta pek çok blog platformu var. Seçtiğiniz blog platformunu ileri bir zamanda değiştirmeniz olası olsa da; zaman geçtikçe
  • Arama motoru trafiğinin yönlendirilmesi;

  • Blog okuyucularının yönlendirilmesi

  • Blog iletilerinin import / export edilmesi...
gibi çeşitli nedenlerden dolayı; kullandığınız blog platformunu değişitirmeniz güçleşebilir.

Onun için hangi platformu kullanacağımıza en baştan karar vermelisiniz.

Blog Yazarı Olarak Amacınız ne?

Aşağıdaki sorulara elinizden geldiğince cevap vermeye çalışın:
  • Blog yazarlığı uzun vadede yapmaya devam etmeyi düşündüğüm bir şey mi?

  • Blogumun temel amacı ne olacak?

  • Blogum hobi amaçlı mı yoksa profesyonel mi (iş / şirket blogları, part-time ya da full-time meslek olarak blog yazarlığı vb.) ?

Tabii ki aklınızda başka sorular da olabilir. Bu tarz soruların cevaplarını kafanızda tutmanız blog platformu araştırırken daha kolay seçim yapmanıza yardımcı olacaktır. Bazı blog yazılımları daha ziyade bu işi hobi amaçlı yapanlara yönelik; bazıları ise profesyonel blog yazarları içindir.

Bütçeniz Nedir?

Blog yazılımları tamamen ücretsiz de olabilir; belirli bir bütçe ayırmanızı da gerektirebilir.
  • Blog platformunun kendisi için;

  • Blogunuzun barındırılması (hosting) için;

  • Blogunuzun alan adı için
belirli bir bütçe ayırmanız gerekebilir.

Farklı blog yazılımları farklı seviyede hizmet verebilirler:

Örneğin blogger.com, blogcu.com ve wordpress.com hem platformu, hem alan adını hem de barındırmayı bedava sunarlar. wordpress.org platformu bedavaya sunar fakat barındırma ve alan adını kendiniz sağlamanız gerekir. Diğer bazı blog platformları (örneğin MovableType ); blog platformunun kendisi için de ücret isteyebilir.

Başlangıç aşamasında blogunuz için yapmanız gereken diğer harcamalar şunlar olabilir:
  • Tasarım:
    Tüm platformların bedava şablonları bulunur. Fakat blogunuzun kendinze özgü bir görünümü olması; blogunuza bir kimlik kazandırır ve daha çok kişinin blogunuzu okumasını sağlar. Blogunuzun farklı ve özgün olması eğer blog yazarlığını ciddiye alıyorsanız gerçekten gereklidir.
    (örneğin bu bloga baktığınızda bir blogger blogu olmasına rağmen piyasada var olan hiçbir hazır blogger şablonunun kullanılmadığın göreceksiniz).
    Tasarımınız, profesyonelliğinizin ve ciddiyetinizin bir yansımasıdır. Eğer yeterli yaratıcı tasarım gücünüz olduğuna inanmıyorsanız bu işi sizin için (para karşılığı ya da teşekkür karşılığı) yapacak bir arkadaş bulun.

  • Blog araçları / istatistik paketleri:
    Bunların da bedava olanları var; daha çok özellik barındırıp, senelik belirli bir ücret ödemeniz gerekenler var. Eğer blogunuz yeni ise bunlara pek ihtiyacınız olmayacak; ama ileride mutlaka bir istatistik aracı kullanmanız gerekecektir.
Teknoloji ile ne Kadar İç İçesiniz?

Belki de blog platformu seçiminizi en çok etkileyen faktör budur. Eğer teknolojik şeylerler pek aranız yoksa, daha önceden bir web sayfası oluşturma deneyiminiz yoksa, ve böyle ayrıntıları öğrenmeye niyetiniz de yoksa:
  • Ya blogger, blogcu gibi kullanımı ve kurulumu kolay bir platforma geçeceksiniz;

  • Ya da sizin için wordpress, moveabletype gibi daha ileri seviye platformları kuracak (para karşılığı da olabilir) birilerini bulacaksınız.

Barındırılan (hosted) bir platform mu yoksa kendi alan adım mı?

Barındırılan platformlar arasında
en çok kullanılanları.

Barındırılan bir blog hizmeti kullanmanın avantajları:
  • Ucuz:

    Çoğu barındırılan blog platformu ücretsizdir (yukarıdaki listede sadece TypePad kendi barındırdığı bloglardan da ücret talep ediyor).

  • Kurulumu göreli olarak daha kolaydır:

    Bir iki alan; bir form doldurur doldurmaz blogunuz kullanıma hazır hale gelir. Eğer blogculuğun teknoloji kısmı ile ilgili hiçbir fikriniz yoksa bu tarz platformlar sizin için ideal olabilir.

  • Kullanım kolaylığı:

    Blogunuzu kurduktan sonra o kadar da dik olmayan bir öğrenme eğrisi ile birkaç günde verimli bir şekilde kullanmaya başlayabilirsiniz.

  • Yeni sürümleri otomatik güncellenir:

    Blog platformunuz her zaman en yeni; en kararlı sürümde çalışır. Sizin herhangi bir şey indirip kurmanıza gerek kalmaz.
Barındırılan bir blog hizmeti kullanmanın dezavantajları:
  • Daha az parçası düzenlenebilir:

    Şablon ve özellikler üzerinde çok fazla oynama yapamazsınız.

  • Diğer bloglarla hemen hemen aynı (generic olmayan) bir alan adı:

    [blog adı].blogspot.com
    formatında bir blogun hatırlanılırlığı ve profesyonelliğini yansıtması www.[blog adı].com adresindeki bir blogdan çok daha zayıftır. Eğer blogunuzu "sadece hobi" amaçlı kullanmıyorsanız; blogunuzdan profesyonel amaçlı beklentileriniz de varsa; kendi alan adınızın altında bir blogunuz olması görünürlüğünüzü ve ününüzü (visibility and reputation) çok daha arttırır.

  • Taşınma Güçlükleri:

    Kendi alan adınız altında çalışacak Standalone bir platforma taşınmakta güçlük çekebilirsiniz.

    • Verileri aktarırken (import / export)
    • Okuyucu trafiğini yönlendirirken
    • Arama motoru sıralamalarını eski konumuna getirirken.

      zorluklar çekebilirsiniz.
Standalone Blog Platformları

Diğer bir seçenek de kendi alan adınız altında tamamen sizin yönettiğiniz bir blog platformu çalıştırmanızdır:

WorPress.org
MovableType
PMachine
Greymatter
B2Evolution
TextPattern
ExpressionEngine

piyasadaki yüzlerce blog platrformundan sadece birkaçı.

Avantajları
  • Blog tasarımınız üzerinde tam kontrol:

    Blogunuza çok daha özgün "size özel" bir karakter kazandırabilirsiniz. Gerçek hayatta olduğu gibi, sanal alemde de önce dış görünüşle; sonra fikirlerinizle etkilersiniz. İçeriği ne kadar kaliteli olursa olsun, diğerleri ile "aynı görünen"; hazır şablonlar kullanılarak yapılan bloglar yarışa 1-0 yenik başlarlar. Özgün bir blogunuz olsun. Eğer tasarım konusunda iyi değilseniz blogunuza görsel bir kimlik verecek (para karşılığı da olabilir) bir arkadaş bulun. Emin olun tasarım bir kereliğine yapacağınız ve ileride faydasını (ya da zararını) görüp "iyi ki yapmışım" (ya da tam tersi) diyeceğiniz bir eylem.

  • Uyumluluk ve Kullanışlılık:

    Örneğin wordpress için her gün yeni bir eklenti (plugin) yazılıyor. Bu eklentiler blogunuzu okuyucularınız için daha kullanışlı bir ortam olması için yardım ediyor ve bazı saldırılara karşı koruyucu bir güvenlik duvarı oluşturuyor.

  • Kendi alan adınız üzerinde çalışıyorlar:

    Bunu daha önce kaç kere vurguladım bilmiyorum ama tekrar etmenin zararı yok. Kendi alan adınız üzerinde sürdürdüğünüz bir blog:

    • daha işini bilen
    • daha profesyonel
    • okuyucuları daha çok tatmin eden

      bir ilk izlenim oluşturur. Ve internet sektöründe ilk izlenim her şeydir. Öyle ki bir okuyucu ilk 4 saniyede blogunuzu beğenmezse bir daha onu blogunuzda göremezsiniz.
Dezavantajları:
  • Kurulum karmaşıklığı:

    Eğer sunucular, sql scripting, IP, FTP... gibi konularda teknik deneyiminiz varsa pek sorun yaşamayacaksınızdır. Ama eğer bunlardan en azından bir tanesi için "O ne, yenir mi?" diyorsanız ve standalone blog platformlarının avantajlarından yararlanmakta ısrarcı iseniz (ki bence ısrarcı olmalısınız); acilen bu işlerden anlayan bir arkadaşınızı çağırın.

  • Maliyet:

    Blog platformu ücretsiz olsa bile barındırma (hosting), alan adı kaydı ve yenilenmesi (domain name registration and renewal) gibi konular size sabit maliyet olarak geri yansıyacaktır. Yılda (en az) 150-200 dolar karşılığı Türk Lirasını bir köşeye ayırın.

  • Güncellemeler:

    Blog platformları zaman içerisinde evrimleşir ve yeni yeni sürümleri ortaya çıkar. Blog sahibi olarak bu sürümleri takip etmek, gerekli güncellemeleri ve güvenlik yamalarını yapmak sizin sorumluluğunuzda. Daha önceki maddeler gibi; ne yaptığınızı biliyorsanız bir zorluğu yok. Eğer bilmiyorsanız deminki arkadaşınızı tekrar rahatsız etmeniz gerekecek :)

  • Hosting (barındırma):

    Hosting konusunda ucuza kaçmayın. Tanınmış, güvenilen ve uptime süresi yüksek bir hosting sağlayıcı bulun.
Uzaktan Barındırma (Remote Hosting)

Blogger ve TypePad kullanıcılarına uzaktan barındırma kolaylığı sağlıyor. Yani eğer kendinize ait bir web alanınız ve bir FTP hesabınız varsa blogunuzu doğrudan bu hesaba yayınlıyor ve böylelikle blogunuz kendi alan adınızın altında yayınlanabiliyor.

Eğer kendi alan adınıza ait bir blogunuzu olmasını istiyorsanız;
(volkan.blogspot.com yerine http://www.volkanozcelik.com/donkisot/ gibi)
fakat yukarıdaki standalone çözümler için "beni şimdilik aşar..." düşüncesinde iseniz;
bu tarz bir çözüm
  • Kendi alan adınıza sahib olmanızın avantajlarının yanısıra;

  • ileride standalone bir blog platformuna geçme kararı aldığınızda bu geçiş sürecini de kolaylaştıracaktır.
Özet

Epey uzun bir ileti oldu. Umarım bu önemli konuyu sizleri sıkmadan anlatabilmişimdir.

Özetle eğer blog yazarlığı işini ciddiye alıyorsanız ve profesyonel olarak (kurum tanıtımı, portföy, yazılarınızın daha geniş bir kitleye duyurulması...) yapmak amacındaysanız standalone bir çözüme doğru yönelmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Teknik olarak çok yetenekli olmasanız da; yaratıcı tasarımla aranız o kadar iyi olmasa da bu işleri sizin için yapacak birilerini bulabilir
ya da daha iyisi kendi işinizi kendiniz nasıl yapacaksınız araştırarak öğrenebilirsiniz.

Eğer sadece "eğlencesine", "iki satır bir şeyler karalamak" amacıyla bir blog yazıyorsanız (ki böyle bir blog yazmanın hiç bir yanlış tarafı yok) en fazla 10 dakikada bir blogger, blogcu ya da benzeri başka bir blog hesabını açıp kullanmaya başlayarak; düşüncelerinizi dünyanın geri kalanıyla paylaşmanın mutluluğunu yaşayabilirsiniz.

Etiketler: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Cuma, Kasım 17, 2006

Blogunuza Yeni Okuyucular Çekmenin Sırrı #

Her blog yazarının hayatında özel bir gün vardır: bloguna ilk yazısını eklediği gün.

Eğer başkasının daha önceden başlattığı bir blogda konuk yazar olarak yazmıyorsanız; blogunuzu ilk başlattığınız sadece bir tane sadık okuyucunuz var demektir:

Evet siz!

Belki ilk birkaç gün kız/erkek arkadaşınıza, babanıza, arkadaşlarınıza haber verdiğiniz için bir miktar ziyaretçi gözleyebilirsiniz. Fakat blogunuza yeni kullanıcılar bulma çabanızı sadece yakın ve samimi çevrenizle; hatır-gönül ilişkileri ile sınırlarsanız kısa bir süre sonra yine kendi blogunuzu tek okuyan kendiniz olacaksınız demektir.

Aşağıdaki aşamaları takip ederek, blogunuz için kalıcı / sürekli / meraklı ve ilgili ve giderek genişleyen bir okuyucu kitlesi elde edebilirsiniz. Aşağıdaki adımları teker teker, sindire sindire yapmanızı tavsiye ederim. Bir adımı tam anlamıyla tamamladığınıza inanmadan bir sonrakine geçmeyin.

Unutmayın ki, bir blogun olgunlaşması aylar, hatta bazen yıllar alabilir. Sabırlı olmalısınız.

Emin olun, belirli bir noktadan sonra yeterli ivmeyi kazanacaksınız; kendi kendini besleyen yeterince büyük bir okuyucu kitleniz olacak; ve blogunuzu okuyucu kitleniz kulaktan kulağa yaymaya başlayacak; ve bu kadar yoğun çaba göstermeye ihtiyacınız kalmayacak. Fakat şimdilik biraz terleyeceğiz.

Kişisel deneyimim, günde 100-200 okuyuculuk bir trafiğe eriştiğiniz zaman kaliteli içerik sağlamaya devam ettiğinzi sürece yeni okuyucular kendiliğinden gelecektir. Asıl önemli olan ilk 200 sadık okuyucuyu elde edebilmek.

Nasıl mı?

1. En az beş tane doyurucu blog makalesi yazın.

"doyurucu" derken; 500-600 kelimeyi aşmayan, kendi ilgi alanınızla ilgili sıkıcı olmayan pratik ve kullanışlı bilgi ve tavsiyeler içeren yazılardan bahsediyorum. Mesela şu an okuduğunuz makale "doyurucu" kategorisine girebilir; çünkü blogunuza ivme kazandırmak için geçmeniz gereken kilometre taşlarına değinerek size farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Ne kadar çok "doyurucu" makaleniz varsa; blogunuz o kadar iyidir. Çünkü "doyurucu" makaleler kısa, öz, okuyucunun tam ihtiyacı olan ve zamandan bağımsız (herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı referans şeklinde) yazılardır.

2. Her gün en az bir blog yazısı yazın

Her blog yazınızın doyurucu olmasına gerek yok. Fakat blogunuzu taze tutmak için her gün yeni içerik ekleyip; arada mümkün olduğu kadar da "doyurucu" nitelikte makaleler yazmalısınız.

Unutmayın ki blogunuzu henüz yeni açtınız, sizi daha ilk ziyaret edenlere ne kadar dinamik; kendini sürekli güncelleyen bir blog olduğunuzu göstermelisiniz. Öyle ki, blogunuzu bugün ziyaret eden bir kişi; yarın geldiğinde farklı ve etkileyici taze bir içerik bulacağından emin olmalı.

Eğer böyle olursa ziyaretçilerinizin blogunuzu sık kullandıkları linkler arasına ekleme, ya da rss beslemenize kayıt olma ihtimalleri artar.

Tabii ki bu tempoya sürekli devam etmek zorunda değilsiniz. Yukarıda sözü geçen 200-300 okuyucu limitine ulaştığınızda temponuzu bir miktar daha yavaşlatabilirsiniz (mesela her gün değil de, haftada bir). Fakat özellikle ilk birkaç ay hayli kritiktir ve her gün bir ileti yazmanız yararınıza olacaktır.

3. Yazdığınız konu ile tutarlı bir alan adınız olsun.

Yanlış anlaşılmasın, blogspot.com ya da blogcu.com tarzı "hosted" bir servis üzerinden de blogunuza devam edebilirsiniz. Ancak eğer blogunuzu kendi alanınızda barındırırsanız okuyucularınızda blog yazarlığını, mesleğiniz gibi giddiye alarak yaptığınız duygusunu pekiştirmiş olursunuz.

Bu blogu daha önce hiç okumadığınızı var sayın ve aşağıdaki adresleri karşılaştırın:
Sizce hangisi daha kurumsal; daha tutarlı; işini ciddiye alıyormuş izlenimi uyandırıyor?

Bence de.

Alabiliyorsanız kısa ve anlamlı bir alan adı alın. Mümkünse aldığınız alan adı ".com" ile bitsin ve 5-6 harfi geçmesin. (örneğin sarmal.com )

Şimdiki aklım olsa http://www.volkanozcelik.com/donkisot/ blogumu çok daha sade bir alan adı seçerek başlatırdım. Şu an arama motoru sıralamasını ciddi olarak etkileyeceği için böyle bir girişmde bulunamıyorum.

Uzun lafın kısası, alan adınıza en başta karar verin. Sonradan değiştirmeniz çok zor olabilir.

Kısa, akılda kalan, anlamlı ve yazdığınız konu ile bire bir örtüşen bir alan adı bulduysanız, iyi bir iş çıkardınız demektir :) (biliyorum kolay değil)

4. Diğer bloglarla tanışın

"doyurucu" makalelerinizi ve günlük taze makalelerinizi belirli bir tempo ile yayınlamaya başladıktan bir süre sonra (tercihen bir ay) dış dünyaya açılmaya hazırsınız demektir.

Dış dünya ile tanışmanın en kolay yolu ilgi alanızda blog yazan diğer blog yazarlarının yazdıklarını okumaktır. Başkalarının yazdıklarını okuyun; beğendiğiniz yazılara yorumlar yazın. Beğendiğiniz blog yazarlarına e-posta atın (herkes kendisini beğeni ile takip eden bir hayranından e-posta almaktan mutlu olur. utanmanıza, sıkılmanıza gerek yok)
Böylelikle bu yazarlar sizin blogunuzla daha yakından ilgilenecek; yazdıklarınızı takip etmeye başlayacaklardır.

Çoğu blog sistemi yazdığınız yorumla beraber sitenize/blogunuza bir link eklemenize izin verir. Eğer yoğun bir şekilde yorum yapan biri iseniz ve yorumlarınızda yazdıklarınız gerçekten değerli ise; kendi görüşlerinizi ve bakış açınızı yansıtıyorsa, insanlar sizin eserlerinizden daha fazla yararlanmak isteyecek ve bu link üzerinden blogunuza yönleneceklerdir.

İyi bir blog yazarı, sürekli aktif olmak zorundadır.

5. Blog okuyucularınızı blogunuza yorum eklemeleri içn yönlendirin.

Bir kişiyi sadık bir okuyucu olmaya ikna etmenin bir yolu da onların sadık olduklarını ve zaten yazdıklarınızı düzenli olarak takip ettiklerini ispatlamaları için bir fırsat vermenizdir.

Eğer blogunuzda yorumlar varsa, içeriğiniz yorum yapmaya değer demektir. Bu da okuyucuların merakını arttırır.

Blogunuza gelen yorumlara her zaman cevap vermeye özen gösterin. Böylelikle blogunuz monolog karakterinden çıkıp, daha sıcak bir paylaşım ortamına dönüşecektir. Bu da okuyucu sayınızı gözle görülür biçimde arttıracaktır.

6. Daha çok ve daha çok "doyurucu" makale yazın.

Yukarıdaki yöntemlerin hepsi eğer ortalıkta gerçekten doyurucu bir içerik varsa işe yarayacaktır. Kimse kendine değer katmayan bir yazıya yorum eklemek istemez. Kimse kendisi için bir şey bulmadığı bir blogu tekrar ziyaret etmek istemez. İçerik her şeyden önce gelir.

Mesela her haftasonu bir tane gerçekten doyurucu makale yazmayı hedefleyin. Böylelikle bir yılın sonunda elliden fazla kaliteli makale sahibi olmuş olacaksınız. Bu da blogunuza sürekli, zamandan bağımsız ve sayısı giderek artan bir okuyucu kitlesi kazandıracaktır.

...

Umarım, buraya kadar yazdıklarımı okurken sıkılmadınız. Blogunuza yeni okuyucular bulmak biraz da hem kendiniz hem de okuyucu kitleniz için neyin en iyi olduğunu tespit etmeye çalıştığınız bir deneme-yanılma serisidir. Eğer ciddi anlamda bu konu üzerinde düşünürseniz, hiç şüphem yok ki sizin için en uygun yöntemi bulacaksınız.

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Çarşamba, Kasım 15, 2006

acaba blogum cember.net blog network blogları arasında hangi sırada? #

... diye merak ediyorsanız

cember.net blog network rating sayfasını ziyaret edebilir; beğendiğiniz (ve beğenmediğiniz bloglara) "eylemler" linki üzerinden oy verebilirsiniz.

notlar:

  • Oylama gerek cember.net üyelerine, gerekse internet üzerinden sayfayı ziyaret eden herkese açıktır.
  • Bir bloga olumlu oy vermek için [eylemler] -> yukarı ok
    olumsuz oy vermek içinse [eylemler] -> aşağı ok kombinasyonunu kullanabilirsiniz.
  • Bir kişi bir bloga günde en fazla bir kez oy verebilir.
  • Ola ki bir linke birden fazla oy verdiğini zanneden cin fikirli ajax meraklısı hacker arkadaşlar çıkarsa bilsinler ki "ilk kullanılan" oy geçerlidir.
  • Kendi bloglarıma torpil yapmadım.

Herkese eğlenceli sıralamalar.

Görüşmek üzere...

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Salı, Kasım 07, 2006

Blogum İçin Uygun (niche) bir Konu Nasıl Seçebilirim? #

Belirli bir okuyucu kitlesi olan ve "başarılı" olarak gördüğüm tüm bloglarımın belirgin bir niche kitleye hitap ettiğini fark ettim. Yani her konudan azar azar bahseden bir blog yazmaktansa, kendi konularında detaylı ve derinlemesine bilgi veren bir çok blog yazmak benim için daha olumlu sonuç verdi.

Blogunuzun belirgin bir konu etrafında şekillenmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Peki ama konu olarak ne seçmeli?

Seçtiğiniz Konuya Gerçekten İlgi Duyuyor musunuz?

Blogunuzun ne hakkında olduğu biraz da sizin ne hakkında olduğunuzla ilgilidir. Blogunuz bir şekilde sizin yansımanızdır.

Öncelikle, eğer popüler takip edilen ve saygı duyulan bir blogunuz olmasını istiyorsanız, zamana ihtiyacınız var. Hem de uzun bir zamana. Bu nedenle kendi kendinize "Bu konuda 12 ay boyunca her gün yeni bir şeyler yazabilir miyim?" diye bir sormanız iyi olur. Eğer cevabınız "hayır" ise; blog başlatacak farklı bir konu bulmanızı öneririm.

İkinci bir nedense, eğer gerçek anlamda ilgi duymadığınız, dikkatle takip etmediğiniz bir konuda yazarsanız kelimeleriniz sizi hemen ele vereceğidir. Bu durumda blogunuz kısa zamanda canlılığını kaybeder ve okuyucu kitleniz giderek sizden uzaklaşır.

Emin olun kimse yazarının gerçekten inanarak ve istekle yazmadığı bir yazı dizisini okumak istemez.

Seçtiğiniz Konu ne Kadar Popüler?

Blog yazarının konusu hakkında meraklı ve ilgili olması tanınmış bir blog oluşturmak için gereklidir. Ama yeterli değildir. Asıl önemli nokta yazdığınız konu hakkında insanların yeni şeyler öğrenmek istemeleridir.

Bu durumu basit bir arz-talep dengesine indirgeyebiliriz: Kendi konunuzu çok seviyor olabilirsiniz. Fakat toplumun geri kalanı bu konu ile ilgili değilse; yani yazacağınız konuya yeterli talep yoksa talep oluşturmanız ve pazarı şekillendirmeniz çok daha zor olacaktır.

Yanlış anlaşılmasın. Zor olması, imkânsız olacağı anlamına gelmiyor.
  • Belki henüz kimsenin fark etmediği; bilmediği ve bu nedenle gerekli talebin oluşmadığı bir ortamda yazıyorsunuzdur.

  • Belki okuyucu kitlenizde yepyeni bir davranış biçimi yerleştirmeye çalışıyorsunuzdur.

Bu durumda blogunuzla eğilim belirliyorsunuz demektir (trend setter). Böyle bir blog yazarını diğer yazarlardan çok daha zorlu bir yol bekliyor demektir. Ama bu uğraşının sonunda toplayacağı ödül de aynı oranda değerlidir.

cember.net blog network blog'unu ele alalım: Türkiye'de "etkin ve etkileyici blog yazma", "blog pazarlaması", "blog iletişimi"... gibi konuları ele alan başka bir blog göremedim (gören varsa; paylaşırsa mutluluk duyarım). Yanısıra incelediğim yüzlerce Türkçe blog'un büyük bir kısmında geniş bir kitleye hitap edebilecek öngörünün olmadığını fark ettim. Ve toplumda eğilim oluşturmak konusunda katkıda bulunabileceğine inandığım cember.net blog network blogunu başlattım. Kısacası zorlu bir yola ilk adımımı attım.

Blogunuzun Konusu Genişliyor mu, Daralıyor mu?

Popüler konular zaman içerisinde değişir; popülerliklerini kaybedebilirler. Tıpkı borsa hissesi satın almak gibi bir konu henüz popülerleşmeden -- yani çıkışa geçmeden -- o konuda yazmaya başlamak; halihazırda yüzlerce kişinin yazdığı ve oldukça popüler bir konuda blog başlatmaktan çok daha hızlı dikkatleri üzerine çekebilir.

Diğer blogları düzenli olarak takip edin. Blogosferde hangi konular çıkışta, hangi konular daha popüler olmadı gözlemleyin. Televizyonu, gazeteleri, dergileri, basını düzenli olarak takip edin. Eğer kullanmıyorsanız acilen bir RSS okuyucusu kurun ve kullanmaya başlayın.

Ortada Benzer Konuda Yazan Rakip Bloglar Var mı?


Blogunuza konu seçerken düşülen tuzaklardan birisi de çoğunluğun konuştuğu popüler konular arasından seçmektir.

Yine piyasa ekonomisi ve arz-talep işin işine giriyor: Pazar ne kadar benzer bloglarla dolu ise; "ben de ben de" (mee too) tarzı bir yeni blogun takip edilme olasılığı da o kadar düşüktür.

Ne kadar farklı ve orijinal olursanız o kadar iyidir (kendime not: bu konuya ileride detaylı değineceğim).

Gözardı Edilen Konulara yani Niche Alanlara Odaklanın


Blogunuzu net bir şekilde konumlandırmadan başarılı bir blog oluşturmanız çok zor.

Web gittikçe daha yoğun bir bilgi yumağına dönüşüyor. Bu yoğunlukta ön plana çıkabilmek için henüz farkına varılmamış konu boşluklarını (pazarlama'da niche diye geçer) bulup; bu boşlukları doldurmak; üzerinde yüzlerce kişinin konuştuğu bir konuda yazmaktan çok daha etkin ve etkilidir.

Elinizin Altında Yazacak Yeterince İçerik var mı?

Boşluk doldurma ve konumlandırmadan sonra blogunuzun başarısını etkileyen en önemli konu sürekli yazacak bir şeylerinizi olması gerektiğidir. Eğer bir an gelip seçtiğiniz konu hakkında söyleyecek hiç bir şeyiniz kalmayacağına inanıyorsanız hatalı bir konu seçimi yapıyorsunuz demektir.

Şu soruların hepsine EVET cevabı verebileceğiniz bir konu seçin:

  1. Bir yazar olarak, bu konuda yazacak yeterli birikime sahip misiniz? Yeterince dolu musunuz? Bir sohbet ortamında niche konunuz hakkında saatlerce aralıksız konuşabilir misiniz?

  2. Konunuzla ilgili yeterince kaynağa (kitap, dergi, makale, internet) erişebiliyor musunuz? Kaynak bulma sorununuz yok değil mi?

Eğer bu iki soruya da cevabınız EVET ise tebrikler; başarılı bir blog konusu seçimi yaptınız.

...

Blog yazarlığı; çocuk büyütmeye benzer: Ne kadar seçici olursanız olun, blog konunuz zaman içinde şekillenecek; olgunlaşması ve kendi karakterini oturtması zaman alacatır.

Hayalinizdeki "mükemmel" konuyu bulamayabilirsiniz. Yazmak için istekli olduğunuz, yoğun talep gören ve aynı zamanda ortalıkta hemen hemen hiç rakibinizin bulunmadığı bir konu bulmak oldukça zor.

Mükemmele erişmek sınırsız zaman gerektirir. En iyisi olsun diye kılı kırk yarmayın. Elinizdeki malzemelerle olabilecek en iyi konuyu seçin ve bir an önce yazmaya başlayın.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Pazartesi, Kasım 06, 2006

Bilgiye erişmenin en kolay yolu #

cember.net blog network, toplumsal bilinci takip etmenin ve birikimsel bilgiye erişmenin en kolay yolu.

Niye mi?
  • Daha kurulalı bir hafta olmamışken google'da "cember blog", "cember network", "blog network" gibi anahtar kelimelerle arandığında ilk 30 kayıt içerisinde çıkıyor (bu da bu network'ün popüler ve değerli olduğunu gösterir.

  • cember.net blog network'de birbirinden farklı konuları ele alan 32 blog var (ve bu sayı hızla artıyor)

  • cember.net blog network dahilinde 26 blog yazarı var (ve bu sayı giderek artıyor)

  • cember.net blog network'de haftada ortalama 56 makale yayınlanıyor (ve bu sayı giderek artıyor).

  • cember.net blog network'de "bilim felsefesi"nden "yazılım"a kadar toplam 25 farklı konu ele alınıyor (ve konu sayısı giderek artıyor).

  • cember.net blog network arama motoru yardımıyla bu geniş içerik içerisinde dilediğiniz yazıyı rahatlıkla bulabiliyorsunuz

cember.net blog network yakında eklenecek yeni özelliklerle çok daha kullanışlı bir odak noktası olacak.

Takip etmeye devam edin.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Blog Yazarlığı Size Göre Mi, Değil Mi? #

Blog yazarlığı, online içerik üretimi konusunda değeri tartışılmaz bir yöntem. Bloglar kendi bilgi, deneyim ve düşüncelerinizi dünyanın geri kalanı ile paylaşabilmeniz için harika bir iletişim aracı. Peki blog yazmak size göre mi?

Emin olmak için kişiliğinizi, deneyimlerinizi ve blog yazarlığından ne umduğunuzu çok iyi incelemeniz gerekli. Belki blog yerine bir wiki, bir forum ya da statik bir web sayfasına ihtiyacınız vardır; ya da blog yazarı olmak o kadar da size göre değildir. Karar vermeden önce bir blog yazarında olması gereken bazı özelliklerin üzerinden geçelim:
Başlamadan önce; amacım sizi milyonlara eriştirmek. Bazılarınız "ipler bu kadar da sıkı tutulmaz ki" diyebilir. Fakat başlangıçta temeli ne kadar ciddi ve sağlam atarsanız, onun üzerine inşa edeceğiniz yapı da o denli uzun ömürlü ve etkileyici olur.
Yazı yazmayı sever misiniz?

Bloglar genel olarak yazınsal bir ortamdır. Eğer yazı yazmayı sevmiyorsanız; büyük olasılıkla blog yazarlığından da pek hoşlanmayacaksınız demektir.

Okuyucularınıza iletmek istediğiniz mesaj nedir?

İyi bir blog yazarı blogunda sürekli ve belirgin bir mesaj iletir; konudan konuya atlamaz. Örneğin bu blog'da sesinizi milyonlara duyurmak için nelere dikkat etmeniz gerektiği mesajı üzerinde duruluyor. Bir mesaj iletmek istiyor musunuz? Bir mesaj iletmeye ihtiyacınız var mı? Bu mesajı belirgin ve güçlü bir şekilde aktarabilecek misiniz? Daha da önemlisi ileteceğiniz bir mesajınız var mı?

Blogculuğun neye benzediğini denemek için bir blog başlatmak eğlenceli olabilir; ama zamanınızı boşa harcamak da olabilir.

İletişim konusunda başarılı mısınız?

Blog yazmak için güçlü iletişim becerileri şart değil. Fakat en azından blogunuzda yazdıklarınıza gelecek olumsuz yorumları nesnel olarak değerlendirecek olgunlukta olmanız gerekir.

Web sitenizin odak noktası olmaya hazır mısınız?

Bloglar etraflarında bir topluluk oluşturmak için yararlı olsalar da genellikle tek kişi etrafına inşa edilmiş bir monolog özelliği gösterirler. Eğer herkesin ortaya konuştuğu; belirgin bir kişinin merkez karakter olmadığı bir uygulama peşindeyseniz blog yerine belki de bir forum ya da wiki kurmayı tercih edebilirsiniz.

Kendi kendinizi motive edebilir misiniz?

Bir blog başlatmak en fazla on dakikanızı alır. Fakat belirli bir konuda düzenli ve sürekli olarak katkıda bulunmak ciddi bir motivasyon gerektirir. Bu motivasyonu kendinizde bulabiliyor musunuz?

Zamanınız var mı?

Blogunuzu düzenli olarak güncelleyeceğinize göre ciddi bir zamana ihtiyacınız var demektir. Şu an aktif olarak yazdığım dört blogum var. Bu bloglara günaşırı yeni içerik ekliyorum ve her bir yazıyı son haline getirmem ortalama 2-3 saatimi alıyor. Bu da haftada 20-25 saatimi doğrudan blog yazarlığına ayırmam demek (ki şu an sürekli yaza yaza epey hızlandım, eskiden bir yazı için bir tam gün uğraştığım oluyordu).

Tüm bunların yanısıra blogunuza gelen yorumları düzenlemek; blogunuzun takipçilerinden gelen e-postalara cevaplamak; ilgi alanınız dahilindeki diğer blog yazarlarının yazdıklarını okumak; diğer blog yazarları ile bağlantıya geçmek (network kurmak) de başarılı bir blog yazarı olmak için yapmanız gerekenler arasında.

Eğer etkileyici bir blog yazmak istiyorsanız; bu blog için emek harcamanız gerekli. Blogunuza yeterli emeği verebilecek misiniz?

Eleştirilere açık mısınız?

Bir blog başlattığınızda, birileri mutlaka sizin hakkınızda ya da yazdıklarınız hakkında bir şeyler yazacaktır. Eğer yazılanlar olumlu yorumlarsa bu harika bir şey tabii ki - Fakat (bazen adil olmayacak şekilde) eleştirilmeniz ve iğnelenmeniz de mümkün. Deriniz ne kadar kalın? Eleştirileri soğuk kanlılıkla, sinirlenmeden ve aşırı tepkisel davranmadan karşılayacak olgunlukta mısınız?

Toplumun gözünün önünde durmak; bir topluluğun davranış biçimini şekillendirmek size göre mi?

Blog yazarlığı bir bakıma toplumsal bir eylemdir. Her yazınızda kendinizi başkalarının gözlerinin önünde tutarsınız. Okuyucularını sizi, kelimeleriniz, yaşam biçiminizi incelerler. Bazıları sizi daha çok; daha yakından tanımak ister.

Blog yazarları pop star değildir. Ama kendinizi her gün tanımadığınız bir topluluğun önüne atmak bazılarınız için rahatsız edici bir duygu olabilir.

Yazdıklarınızla öyle ya da böyle insanları yönlendirirsiniz. Ve tanınmışlığınız arttıkça insanlar üzerindeki yönlendirici etkiniz de artar. Bu sorumluluğun sonuçları ile birlikte yaşamaya hazır mısınız?

Teknik konularla aranız nasıl?

Bu blogda minimalist ve takip edilmesi kolay bir tema tasarladım. Boş alanları ve beyaz rengini cesurca kullanarak gözü daha az rahatsız eden, takip edilmesi ve okuması kolay ve eğlenceli bir tasarım yakalamaya çalıştım. Fark ettiyseniz bu blogun tasarımı kendine özgün ve ortalıkta bulunan hazır şablonlardan hiç birine benzemiyor.

Blog yazarı olmak için fazla teknik ayrıntı bilmenize gerek yok. Fakat ne kadar teknik detay öğrenirseniz blogunuzu o kadar okuyucularınızın ihtiyacı doğrultusunda şekillendirebilirsiniz.

Eğer bu tarz biri değilseniz, bu işlerden anlayan bir arkadaş edinmeniz yararlı olabilir. ([reklam]blog tasarımı konusunda profesyonel destek almak isterseniz benimle bağlantıya geçebilirsiniz.[/reklam])

Hayatı fazla ciddiye alan biri misiniz?

Evet hayat ciddidir, ama bazen komiktir de. Başarılı blog yazarlarında gözlemlediğim genel bir özellik; mizah duygularının güçlü olması. Özeleştiriye açık mısınız, hayatla bazen dalga geçebiliyor musunuz? Bazen kendi kendinize gülebiliyor musunuz? Blog yazmak Vogonlara göre değildir.

Ara sıra tevazu ve yüksek ego arasında gidip geliyor musunuz?

Mizahın yanısıra blog yazarı için olmazsa olmaz bir özellik de alçakgönüllülüktür. Fakat sağlıklı bir egonuz olması ve birey olarak ne kadar önemli ve değerli olduğunuzun bilincinde olmanız da önemlidir. Bu iki karşıt kutup arasında dengeyi sağlamak hiç de kolay değildir. Ama üzerinde çalışmanız gerek blog yazarlığı maceranızda gerekse reel dünyada yararınıza olacaktır.

Sürekli öğrenmek, bilgiyi aramak, bilgiye ulaşmak size göre mi?

Blog yazarlığı --bence-- herkesin bir şeyler bildiği ama hiç kimsenin her şeyi bilmediği bir macera. Sürekli öğrenmeye ve kendinizi geliştirmeye; diğer blog yazarları ile bilgi ve deneyim alışverişinde bulunmaya hazır mısınız?

Okumaktan hoşlanır mısınız?

Blog yazarı iseniz kaleminizin kuvvetli olması yararınızadır. Fakat bundan daha önemlisi diğer blog yazarlarının yazdıklarını sıkılmadan okuyabilme sabrına sahip olmaktır. Kendi bloglarım için konuşursam; kendi alanımdaki blogları okuduğum her 10 saat için 1 saatlik blog yazısı üretiyorum diyebilirim. Okumayı seviyor musunuz? Yoğun bir okuma temposuna hazır mısınız?

Düzenli misiniz?

Kesinlikle eminim ki çoğu blog yazarı (ben dahil) tamamen kaotik davranıyor. Fakat özellikle birden fazla blog yazıyorsanız (neden birden fazla blog yazmanız gerektiğine ileride değineceğiz) bir miktar kendi kendinizi organize etmeniz gerekebiliyor. Ne kadar düzenli olursanız; zamanınızı o kadar verimli kullanırsınız. Ve konu blog yazarlığı ise zaman sizin için altın değerindedir.

Sosyal misiniz?

Blog takipçileri bir şekilde blog yazarları ile bağlantıda olmak isteğinde olacaktır. Blogunuza olan ilgi arttıkça okuyucularını e-posta, yorumlar, MSN, googletalk vb. aracılığıyla sizinle bağlantıya geçmeye çalışacaklardır. Okuyucularınızla yakın ve sıcak bir ilişki içerisinde olmak sizi rahatsız eder mi? Tanımadığınız kimselerle etkileşimde bulunurken rahat değilseniz; blog yazarlığı sizin için zorlayıcı bir deneyim olabilir.

Sanal ilişkilerden hoşlanır mısınız?

Kendini sosyal olarak gören çoğu insan, online ilişkilere gelince tam bir felaket olabilir. Bazıları e-posta ya da IM yerine yüz yüze konuşurken çok daha rahattırlar; karşılarında kanlı canlı bir insan görmeden rahat iletişim kuramazlar. Eğer hiç tanımadığınız kimselerle rahatlıkla konuşabiliyor; birlikte çalışabiliyor ve bir şeyler üretebiliyorsanız; blogunuzda da benzer ilişkiler yaşadığınızda zorlanmayacaksınız demektir.

Yaratıcı mısınız?

Her gün, her gün aynı konu üzerinde bir şeyler yazmak için yaratıcılık olmazsa olmaz bir avantajdır.

Bunun yanısıra web karmakarışık bir bilgi yığını. Blogosfer (blogcuların yaşadığı sanal ortam) ise daha karmaşık bir bilgi yığını. Topluluğun önüne çıkmak; dikkat çekmek için farklılaşmanız şart (buna da sonraki yazılarda değineceğiz).

Farklı ve şaşırtıcı olmak içinse yaratıcı olmanız mutlaka gerekli.

Sabırlı mısınız?

Blogu yazmaya başlar başlamaz okuyucuların blogunuza akın edeceğini düşünüyorsanız, bir daha düşünün. Bazı bloglar daha başlangıç aşamasında yoğun bir okuyucu ilgisi ile karşılaşır; ama çoğu blogun beklenen olgunluğa ulaşması aylar hatta yıllar sürebilir. Uzun vadede blog yazarlığı yapacak istek ve motivasyonu kendinizde buluyor musunuz?

Tutarlı mısınız?

Çoğu blogun başarısız olmasının, doğru dürüst bir takipçi kitlesi edinememesinin en önemli nedeni belirli bir konuda odaklanmamalarıdır.

Düşünün; bir gün en son AJAX teknolojileri, bir gün toplumsal çöküntü, başka bir gün göçmen kuşlardan, bir sonraki gün sabah kahvaltısından, ondan sonraki gün ise haftasonu yaptığı trekking'den bahseden bir blogcu kime hitap ediyordur sizce?

Doğru. hiç kimseye!

Sizin zamanınız değerli olduğu kadar okuyucularınızın zamanı da değerlidir.
Eğer okuyucunuz blogunuza geldiğinde ne ile karşılaşacağını bilmiyorsa, tekrar blogunuzu kolay kolay ziyaret etmeyecektir.

Uzun lafın kısası; blogunuz için bir konu belirleyin ve bu konuya sadık kalın. Farklı bir konuda yazı yazmak istiyorsanız farklı bir blog başlatın. Blog yazarlığında başarılı olmanın bence en önemli şartı bu: tutarlılık.

Dürüst müsünüz?

Gerçek hayatta sır saklamak ya da iki yüzlü olmak oldukça kolay olabilir. Fakat blogosfer'de herkesin gözü birbirinin üzerindedir. Yazdığınız her yazı onlarca blog yazarı tarafından okunur ve değerlendirilir. Çelişkili davranmayın; ve eğer yazdıklarınızda çelişen noktalar varsa bu noktalara açıklık getirin. Kısacası açık, berrak ve dürüst olun.

Yoğun bir çalışma temposuna, karşılık beklemeksizin emek harcamaya hazır mısınız?

Blogunuzu ön plana çıkarmak ve milyonlara erişmek amacında iseniz bu yolda çok çalışmanız gerektiğinin bilincinde olmanız gerekli. Blogunuzu herkesin ilgi ve merakla takip edeceği bir iletişim kanalına çevirme yolunda elimden gelen bilgi ve deneyimimi paylaşacağım. Ama bu konuda sizin de yoğun bir çaba göstermeniz gerekiyor. Çalışkan biri misiniz?

...

Eğer bu soruların çoğunluğuna çekinmeden, düşünmeden ve dürüstçe EVET cevabını verebiliyorsanız blog yazarlığı tam size göre bir iş demektir.

Eğer bu konuya eklemek istediğiniz başka orjinal yorum ve düşünceleriniz varsa dinlemekten mutluluk duyarım.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Perşembe, Kasım 02, 2006

Ne Log? #

Yolculuğumuza en baştan, bebek adımlarıyla başlayacağımızı söylemiştim değil mi?

Öncelikle "blog"un ne olduğunu tanımlamakla başlayalım. Nedir blog?

  • Blog, (kıs. weblog) metin, resim, multimedia nesneleri (görüntü, ses) ve diğer verilerin kronolojik sıra ile sunulduğu bir web sayfası olarak tanımlanabilir.

  • Blog, kişisel düşüncelerinizin ve web linklerinin tarih sırasına göre derlenmesine denebilir.

  • Blog, web üzerinde tutulan bir günlük olarak düşünülebilir. Blogu güncelleme işlemine "blog yazmak"; blog yazanlara ise "blogcu" denir. Bloglara genellikle her gün yeni bir içerik yüklenir.

  • Bloglar; blog yazılımları aracılığıyla az ya da hiç teknik alt yapısı olmayan kimselerce de rahatlıkla düzenlenebilen / güncellenebilen web siteleridir.
İyi de, nedir blog?

Kafanız mı karıştı? Gerçekten de o kadar karmaşık değil. Olabilecek en basit açıklaması ile "blog; tarih sırasına göre düzenlenmiş sayfaları bulunan bir web sitesidir" diyebiliriz.

Şu an okuduğunuz yazı bir blog iletisidir. Başka bir örnek için bu bloga (benim diğer bir blogum) ya da buna (ingilizce) bakabilirsiniz.

Eh, artık deneyimli bir blog okuyucususunuz (en azından üç blog görmüş oldunuz değil mi ;) )

Tamam, blog bir "site"; peki konusu ne bu sitenin?

Biraz daha ayrıntı:
  • Bloglar genellikle (ama her zaman değil) bir kişi tarafından yazılırlar ve düzenli olarak güncellenirler.

  • Bloglar genellikle (ama her zaman değil) bir konu ya da bir tema çevresinde yazılırlar.

  • Bloglarda konu için hiç bir sınır yoktur: fotoğrafçılıktan, ruhsal zindeliğe; girişimcilikten, hobilerimize, gezi yerlerine, yemek reçetelerine... kadar hayal edebileceğiniz her konuda blog yazılabilir.
Dahası; ilgi duyduğunuz bir konuda bir blog yazarak, benzer konuların blog yazarları ile iletişim kurma / görüş alışverişinde bulunma fırsatını da yakalarsınız.


Blogların bilmem gereken önemli yerleri var mı?

Blogların genellikle birkaç ortak özelliği bulunur. Bu özellikleri kullanmayı bilirseniz; bir blog okuyucusu olarak bloglardan en verimli şekilde yararlanabilirsiniz.

Arşiv - Bir blogun ana sayfasına bakıp, sizin için pek de önemli şeylerin olmadığını düşünebilirsiniz. Birkaç "geçmiş ileti", diğer sitelere birkaç link ve onun dışında pek de bir şey yok. Fakat bu gördüğünüz buz dağının üst kısmıdır sadece. Bir blogun asıl değerli kısmı "arşiv" kısmıdır. İlgi duyduğunuz bir blogu gezinirken "arşiv" bölümüne de göz atmayı unutmayın.

Yorumlar - Tüm bloglarda yorum bölümü bulunmayabilir; ama çoğu blogun vardır. Bloglar tek kişinin başrol oynadığı monolog bir konuşma değildir. "Yorum ekle" linkine tıklayarak blog yazısı ile ilgili yorum / eleştiri ya da sorularınızı iletebilirsiniz. Dikkat ettiyseniz bu blogda da bir yorum ekleme linki var. Dilerseniz bu linki deneyip kendinizi kısaca tanıtabilirsiniz ya da bu blogdan beklentilerinizi, bu blog hakkındaki düşüncelerinizi iletebilirsiniz.

Islanmadan Yüzmeyi Öğrenemezsiniz

Blogların nasıl işlediğini öğrenmenin en güzel yolu birkaç tane blog okumaktır. Dilerseniz cember.net blog network bloglarından birkaçını gezinip, sevdiğiniz blogların adreslerini bir köşeye kaydedip, beğendiğiniz blog iletilerine düşüncelerinizi yorum olarak ekleyip deneyim kazanabilirsiniz.

Hatta daha da iyisi, kendi blogunuzu başlatabilirsiniz. (Tamam şu an gülüyor olabilirsiniz) Belki web/internet ile yeterince içli dışlı olmadığınızı; belki nereden başlamanız gerektiğini; ya da nasıl başlayacağınızı bilmiyor olabilirsiniz.

Çekinmeyin. Ortalıkta onlarca ücretsiz blog hizmeti sağlayan site var. Bir blog açmanız en fazla birkaç dakikanızı alır. İlk blog iletinizi yazmanız en fazla yarım saatinizi alacaktır. Ve inanın; buna değer.

Blogculuk sadece gençlerin, teknoloji delilerinin yaptığı bir iş değil. Hatta blog yazarı olmak için kendinize ait kişisel bir bilgisayarınız olmasına bile gerek yok. Haftada bir ya da iki kere internete erişebilen herkes rahatlıkla bir blogu yönetebilir.

Dünyada gencinden yaşlısına milyonlarca kişi blog yazarlığı yapıyor. Technorati'ye göre dünyada 55 milyon blog var ve artıyor. Eğer o kadar zor olsaydı; bu kadar blog yazarı olmazdı.

Hâlâ kafanız mı karışık. En sevdiğiniz arama sitesinde "ücretsiz bloglar" konusunda bir arama yapmanız kafanızdaki kalan soru işaretlerini ayıklayacaktır.

Herkese mutlu bloglar.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Çarşamba, Kasım 01, 2006

Merhaba Dünya, Merhaba Yıldızlar, Merhaba Evren! #

Eğer bir blog başlatmışsanız, büyük olasılıkla dünyanın geri kalanının duymasını istediğiniz bir şeyler vardır.

Ne hakkında yazarsanız yazın;
  • Lise'deki sevgiliniz hakkında anılarınız,

  • Sabah kahvaltınız,

  • Kolesterol değeriniz,

  • Mango'dan geçen pazar aldıklarınız,

  • Ev kedinizin cinsel hayatı...
(gülmeyin, bunlar hakkında blog yazanlar da var) evet, ne hakkında yazarsanız yazın; düşüncelerinizi birileri ile paylaşmıyorsanız; yani blogunuzu takip eden pek kimse yoksa ortalıkta; o zaman yazdıklarınız anlamını yitirir.

İşte bu noktada devreye cember.net blog network blogu giriyor.
cember.net blog network blogu'nun iki amacı var:

  1. cember.net blog network ile ilgili son gelişmelerden sizleri haberdar etmek

  2. ve blogunuzla sesinizi milyonlara (evet milyonlara) duyurmak için neler yapmanız gerektiği konusunda bilgi / deneyim ve araştırmalarımı paylaşmak.

Kısacası sizlerlerle
  • "blog yazarlığı" yolunda en başından adım adım ilerleyecek;

  • çoğu blog yazarının düştüğü ortak hatalara göz atacak;

  • ve blogumuzu nasıl daha etkin ve etkili bir iletişim aracı haline getireceğimizi değerlendireceğiz.

cember.net blog network blogu'nun blogculuğu "sevgili günlük"ten daha öte bir paylaşım aracı olarak gören herkes için yararlı olacağını düşünüyorum.

Bir sonraki iletide blog yazarlığının incelikleri üzerine devam edeceğiz.

Görüşmek üzere.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 





Geçmiş iletiler

RSS

RSS register icon

Arşiv

Çeşitli

Sponsor

Profil Bilgilerim

Diğer Bloglar

Eserlerim

Wikilerim

Önerdiğim Bağlantılar

Önerdiğim Tarayıcı

Sponsor

Dikkatimi Çekenler

blogger icon