Blogunuza Yeni Okuyucular Çekmenin Sırrı
Her blog yazarının hayatında özel bir gün vardır: bloguna ilk yazısını eklediği gün.
Eğer başkasının daha önceden başlattığı bir blogda konuk yazar olarak yazmıyorsanız; blogunuzu ilk başlattığınız sadece bir tane sadık okuyucunuz var demektir:
Evet siz!
Belki ilk birkaç gün kız/erkek arkadaşınıza, babanıza, arkadaşlarınıza haber verdiğiniz için bir miktar ziyaretçi gözleyebilirsiniz. Fakat blogunuza yeni kullanıcılar bulma çabanızı sadece yakın ve samimi çevrenizle; hatır-gönül ilişkileri ile sınırlarsanız kısa bir süre sonra yine kendi blogunuzu tek okuyan kendiniz olacaksınız demektir.
Aşağıdaki aşamaları takip ederek, blogunuz için kalıcı / sürekli / meraklı ve ilgili ve giderek genişleyen bir okuyucu kitlesi elde edebilirsiniz. Aşağıdaki adımları teker teker, sindire sindire yapmanızı tavsiye ederim. Bir adımı tam anlamıyla tamamladığınıza inanmadan bir sonrakine geçmeyin.
Unutmayın ki, bir blogun olgunlaşması aylar, hatta bazen yıllar alabilir. Sabırlı olmalısınız.
Emin olun, belirli bir noktadan sonra yeterli ivmeyi kazanacaksınız; kendi kendini besleyen yeterince büyük bir okuyucu kitleniz olacak; ve blogunuzu okuyucu kitleniz kulaktan kulağa yaymaya başlayacak; ve bu kadar yoğun çaba göstermeye ihtiyacınız kalmayacak. Fakat şimdilik biraz terleyeceğiz.
Kişisel deneyimim, günde 100-200 okuyuculuk bir trafiğe eriştiğiniz zaman kaliteli içerik sağlamaya devam ettiğinzi sürece yeni okuyucular kendiliğinden gelecektir. Asıl önemli olan ilk 200 sadık okuyucuyu elde edebilmek.
Nasıl mı?
1. En az beş tane doyurucu blog makalesi yazın.
"doyurucu" derken; 500-600 kelimeyi aşmayan, kendi ilgi alanınızla ilgili sıkıcı olmayan pratik ve kullanışlı bilgi ve tavsiyeler içeren yazılardan bahsediyorum. Mesela şu an okuduğunuz makale "doyurucu" kategorisine girebilir; çünkü blogunuza ivme kazandırmak için geçmeniz gereken kilometre taşlarına değinerek size farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
Ne kadar çok "doyurucu" makaleniz varsa; blogunuz o kadar iyidir. Çünkü "doyurucu" makaleler kısa, öz, okuyucunun tam ihtiyacı olan ve zamandan bağımsız (herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı referans şeklinde) yazılardır.
2. Her gün en az bir blog yazısı yazın
Her blog yazınızın doyurucu olmasına gerek yok. Fakat blogunuzu taze tutmak için her gün yeni içerik ekleyip; arada mümkün olduğu kadar da "doyurucu" nitelikte makaleler yazmalısınız.
Unutmayın ki blogunuzu henüz yeni açtınız, sizi daha ilk ziyaret edenlere ne kadar dinamik; kendini sürekli güncelleyen bir blog olduğunuzu göstermelisiniz. Öyle ki, blogunuzu bugün ziyaret eden bir kişi; yarın geldiğinde farklı ve etkileyici taze bir içerik bulacağından emin olmalı.
Eğer böyle olursa ziyaretçilerinizin blogunuzu sık kullandıkları linkler arasına ekleme, ya da rss beslemenize kayıt olma ihtimalleri artar.
Tabii ki bu tempoya sürekli devam etmek zorunda değilsiniz. Yukarıda sözü geçen 200-300 okuyucu limitine ulaştığınızda temponuzu bir miktar daha yavaşlatabilirsiniz (mesela her gün değil de, haftada bir). Fakat özellikle ilk birkaç ay hayli kritiktir ve her gün bir ileti yazmanız yararınıza olacaktır.
3. Yazdığınız konu ile tutarlı bir alan adınız olsun.
Yanlış anlaşılmasın, blogspot.com ya da blogcu.com tarzı "hosted" bir servis üzerinden de blogunuza devam edebilirsiniz. Ancak eğer blogunuzu kendi alanınızda barındırırsanız okuyucularınızda blog yazarlığını, mesleğiniz gibi giddiye alarak yaptığınız duygusunu pekiştirmiş olursunuz.
Bu blogu daha önce hiç okumadığınızı var sayın ve aşağıdaki adresleri karşılaştırın:
Bence de.
Alabiliyorsanız kısa ve anlamlı bir alan adı alın. Mümkünse aldığınız alan adı ".com" ile bitsin ve 5-6 harfi geçmesin. (örneğin sarmal.com )
Şimdiki aklım olsa http://www.volkanozcelik.com/donkisot/ blogumu çok daha sade bir alan adı seçerek başlatırdım. Şu an arama motoru sıralamasını ciddi olarak etkileyeceği için böyle bir girişmde bulunamıyorum.
Uzun lafın kısası, alan adınıza en başta karar verin. Sonradan değiştirmeniz çok zor olabilir.
Kısa, akılda kalan, anlamlı ve yazdığınız konu ile bire bir örtüşen bir alan adı bulduysanız, iyi bir iş çıkardınız demektir :) (biliyorum kolay değil)
4. Diğer bloglarla tanışın
"doyurucu" makalelerinizi ve günlük taze makalelerinizi belirli bir tempo ile yayınlamaya başladıktan bir süre sonra (tercihen bir ay) dış dünyaya açılmaya hazırsınız demektir.
Dış dünya ile tanışmanın en kolay yolu ilgi alanızda blog yazan diğer blog yazarlarının yazdıklarını okumaktır. Başkalarının yazdıklarını okuyun; beğendiğiniz yazılara yorumlar yazın. Beğendiğiniz blog yazarlarına e-posta atın (herkes kendisini beğeni ile takip eden bir hayranından e-posta almaktan mutlu olur. utanmanıza, sıkılmanıza gerek yok)
Böylelikle bu yazarlar sizin blogunuzla daha yakından ilgilenecek; yazdıklarınızı takip etmeye başlayacaklardır.
Çoğu blog sistemi yazdığınız yorumla beraber sitenize/blogunuza bir link eklemenize izin verir. Eğer yoğun bir şekilde yorum yapan biri iseniz ve yorumlarınızda yazdıklarınız gerçekten değerli ise; kendi görüşlerinizi ve bakış açınızı yansıtıyorsa, insanlar sizin eserlerinizden daha fazla yararlanmak isteyecek ve bu link üzerinden blogunuza yönleneceklerdir.
İyi bir blog yazarı, sürekli aktif olmak zorundadır.
5. Blog okuyucularınızı blogunuza yorum eklemeleri içn yönlendirin.
Bir kişiyi sadık bir okuyucu olmaya ikna etmenin bir yolu da onların sadık olduklarını ve zaten yazdıklarınızı düzenli olarak takip ettiklerini ispatlamaları için bir fırsat vermenizdir.
Eğer blogunuzda yorumlar varsa, içeriğiniz yorum yapmaya değer demektir. Bu da okuyucuların merakını arttırır.
Blogunuza gelen yorumlara her zaman cevap vermeye özen gösterin. Böylelikle blogunuz monolog karakterinden çıkıp, daha sıcak bir paylaşım ortamına dönüşecektir. Bu da okuyucu sayınızı gözle görülür biçimde arttıracaktır.
6. Daha çok ve daha çok "doyurucu" makale yazın.
Yukarıdaki yöntemlerin hepsi eğer ortalıkta gerçekten doyurucu bir içerik varsa işe yarayacaktır. Kimse kendine değer katmayan bir yazıya yorum eklemek istemez. Kimse kendisi için bir şey bulmadığı bir blogu tekrar ziyaret etmek istemez. İçerik her şeyden önce gelir.
Mesela her haftasonu bir tane gerçekten doyurucu makale yazmayı hedefleyin. Böylelikle bir yılın sonunda elliden fazla kaliteli makale sahibi olmuş olacaksınız. Bu da blogunuza sürekli, zamandan bağımsız ve sayısı giderek artan bir okuyucu kitlesi kazandıracaktır.
...
Umarım, buraya kadar yazdıklarımı okurken sıkılmadınız. Blogunuza yeni okuyucular bulmak biraz da hem kendiniz hem de okuyucu kitleniz için neyin en iyi olduğunu tespit etmeye çalıştığınız bir deneme-yanılma serisidir. Eğer ciddi anlamda bu konu üzerinde düşünürseniz, hiç şüphem yok ki sizin için en uygun yöntemi bulacaksınız.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Eğer başkasının daha önceden başlattığı bir blogda konuk yazar olarak yazmıyorsanız; blogunuzu ilk başlattığınız sadece bir tane sadık okuyucunuz var demektir:
Evet siz!
Belki ilk birkaç gün kız/erkek arkadaşınıza, babanıza, arkadaşlarınıza haber verdiğiniz için bir miktar ziyaretçi gözleyebilirsiniz. Fakat blogunuza yeni kullanıcılar bulma çabanızı sadece yakın ve samimi çevrenizle; hatır-gönül ilişkileri ile sınırlarsanız kısa bir süre sonra yine kendi blogunuzu tek okuyan kendiniz olacaksınız demektir.
Aşağıdaki aşamaları takip ederek, blogunuz için kalıcı / sürekli / meraklı ve ilgili ve giderek genişleyen bir okuyucu kitlesi elde edebilirsiniz. Aşağıdaki adımları teker teker, sindire sindire yapmanızı tavsiye ederim. Bir adımı tam anlamıyla tamamladığınıza inanmadan bir sonrakine geçmeyin.
Unutmayın ki, bir blogun olgunlaşması aylar, hatta bazen yıllar alabilir. Sabırlı olmalısınız.
Emin olun, belirli bir noktadan sonra yeterli ivmeyi kazanacaksınız; kendi kendini besleyen yeterince büyük bir okuyucu kitleniz olacak; ve blogunuzu okuyucu kitleniz kulaktan kulağa yaymaya başlayacak; ve bu kadar yoğun çaba göstermeye ihtiyacınız kalmayacak. Fakat şimdilik biraz terleyeceğiz.
Kişisel deneyimim, günde 100-200 okuyuculuk bir trafiğe eriştiğiniz zaman kaliteli içerik sağlamaya devam ettiğinzi sürece yeni okuyucular kendiliğinden gelecektir. Asıl önemli olan ilk 200 sadık okuyucuyu elde edebilmek.
Nasıl mı?
1. En az beş tane doyurucu blog makalesi yazın.
"doyurucu" derken; 500-600 kelimeyi aşmayan, kendi ilgi alanınızla ilgili sıkıcı olmayan pratik ve kullanışlı bilgi ve tavsiyeler içeren yazılardan bahsediyorum. Mesela şu an okuduğunuz makale "doyurucu" kategorisine girebilir; çünkü blogunuza ivme kazandırmak için geçmeniz gereken kilometre taşlarına değinerek size farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
Ne kadar çok "doyurucu" makaleniz varsa; blogunuz o kadar iyidir. Çünkü "doyurucu" makaleler kısa, öz, okuyucunun tam ihtiyacı olan ve zamandan bağımsız (herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı referans şeklinde) yazılardır.
2. Her gün en az bir blog yazısı yazın
Her blog yazınızın doyurucu olmasına gerek yok. Fakat blogunuzu taze tutmak için her gün yeni içerik ekleyip; arada mümkün olduğu kadar da "doyurucu" nitelikte makaleler yazmalısınız.
Unutmayın ki blogunuzu henüz yeni açtınız, sizi daha ilk ziyaret edenlere ne kadar dinamik; kendini sürekli güncelleyen bir blog olduğunuzu göstermelisiniz. Öyle ki, blogunuzu bugün ziyaret eden bir kişi; yarın geldiğinde farklı ve etkileyici taze bir içerik bulacağından emin olmalı.
Eğer böyle olursa ziyaretçilerinizin blogunuzu sık kullandıkları linkler arasına ekleme, ya da rss beslemenize kayıt olma ihtimalleri artar.
Tabii ki bu tempoya sürekli devam etmek zorunda değilsiniz. Yukarıda sözü geçen 200-300 okuyucu limitine ulaştığınızda temponuzu bir miktar daha yavaşlatabilirsiniz (mesela her gün değil de, haftada bir). Fakat özellikle ilk birkaç ay hayli kritiktir ve her gün bir ileti yazmanız yararınıza olacaktır.
3. Yazdığınız konu ile tutarlı bir alan adınız olsun.
Yanlış anlaşılmasın, blogspot.com ya da blogcu.com tarzı "hosted" bir servis üzerinden de blogunuza devam edebilirsiniz. Ancak eğer blogunuzu kendi alanınızda barındırırsanız okuyucularınızda blog yazarlığını, mesleğiniz gibi giddiye alarak yaptığınız duygusunu pekiştirmiş olursunuz.
Bu blogu daha önce hiç okumadığınızı var sayın ve aşağıdaki adresleri karşılaştırın:
- http://blogcu.com/cember
- http://cember.blogspot.com
- http://cember.sarmal.com/blog/
Bence de.
Alabiliyorsanız kısa ve anlamlı bir alan adı alın. Mümkünse aldığınız alan adı ".com" ile bitsin ve 5-6 harfi geçmesin. (örneğin sarmal.com )
Şimdiki aklım olsa http://www.volkanozcelik.com/donkisot/ blogumu çok daha sade bir alan adı seçerek başlatırdım. Şu an arama motoru sıralamasını ciddi olarak etkileyeceği için böyle bir girişmde bulunamıyorum.
Uzun lafın kısası, alan adınıza en başta karar verin. Sonradan değiştirmeniz çok zor olabilir.
Kısa, akılda kalan, anlamlı ve yazdığınız konu ile bire bir örtüşen bir alan adı bulduysanız, iyi bir iş çıkardınız demektir :) (biliyorum kolay değil)
4. Diğer bloglarla tanışın
"doyurucu" makalelerinizi ve günlük taze makalelerinizi belirli bir tempo ile yayınlamaya başladıktan bir süre sonra (tercihen bir ay) dış dünyaya açılmaya hazırsınız demektir.
Dış dünya ile tanışmanın en kolay yolu ilgi alanızda blog yazan diğer blog yazarlarının yazdıklarını okumaktır. Başkalarının yazdıklarını okuyun; beğendiğiniz yazılara yorumlar yazın. Beğendiğiniz blog yazarlarına e-posta atın (herkes kendisini beğeni ile takip eden bir hayranından e-posta almaktan mutlu olur. utanmanıza, sıkılmanıza gerek yok)
Böylelikle bu yazarlar sizin blogunuzla daha yakından ilgilenecek; yazdıklarınızı takip etmeye başlayacaklardır.
Çoğu blog sistemi yazdığınız yorumla beraber sitenize/blogunuza bir link eklemenize izin verir. Eğer yoğun bir şekilde yorum yapan biri iseniz ve yorumlarınızda yazdıklarınız gerçekten değerli ise; kendi görüşlerinizi ve bakış açınızı yansıtıyorsa, insanlar sizin eserlerinizden daha fazla yararlanmak isteyecek ve bu link üzerinden blogunuza yönleneceklerdir.
İyi bir blog yazarı, sürekli aktif olmak zorundadır.
5. Blog okuyucularınızı blogunuza yorum eklemeleri içn yönlendirin.
Bir kişiyi sadık bir okuyucu olmaya ikna etmenin bir yolu da onların sadık olduklarını ve zaten yazdıklarınızı düzenli olarak takip ettiklerini ispatlamaları için bir fırsat vermenizdir.
Eğer blogunuzda yorumlar varsa, içeriğiniz yorum yapmaya değer demektir. Bu da okuyucuların merakını arttırır.
Blogunuza gelen yorumlara her zaman cevap vermeye özen gösterin. Böylelikle blogunuz monolog karakterinden çıkıp, daha sıcak bir paylaşım ortamına dönüşecektir. Bu da okuyucu sayınızı gözle görülür biçimde arttıracaktır.
6. Daha çok ve daha çok "doyurucu" makale yazın.
Yukarıdaki yöntemlerin hepsi eğer ortalıkta gerçekten doyurucu bir içerik varsa işe yarayacaktır. Kimse kendine değer katmayan bir yazıya yorum eklemek istemez. Kimse kendisi için bir şey bulmadığı bir blogu tekrar ziyaret etmek istemez. İçerik her şeyden önce gelir.
Mesela her haftasonu bir tane gerçekten doyurucu makale yazmayı hedefleyin. Böylelikle bir yılın sonunda elliden fazla kaliteli makale sahibi olmuş olacaksınız. Bu da blogunuza sürekli, zamandan bağımsız ve sayısı giderek artan bir okuyucu kitlesi kazandıracaktır.
...
Umarım, buraya kadar yazdıklarımı okurken sıkılmadınız. Blogunuza yeni okuyucular bulmak biraz da hem kendiniz hem de okuyucu kitleniz için neyin en iyi olduğunu tespit etmeye çalıştığınız bir deneme-yanılma serisidir. Eğer ciddi anlamda bu konu üzerinde düşünürseniz, hiç şüphem yok ki sizin için en uygun yöntemi bulacaksınız.
Etiketler: pazarlama, strateji
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Cuma, Kasım 17, 2006



0 Yorum
Yorum Gönder
<< Ana Sayfa